Sulukule: “Şen şakrak, müzikli, yaşam dolu bir mahallemiz vardı”

    Özkan Bitirmiş'in hayatını kaybettiği nokta. Fotoğraf: Doğu Eroğlu

    Özkan Bitirmiş’in hayatını kaybettiği nokta. Fotoğraf: Doğu Eroğlu

    Özkan Bitirmiş, 7 Aralık’ta Sulukule yakınlarındaki evine girerken, sokaktaki bir kavga yüzünden ateşlenen silahların kurbanı oldu. Kentsel dönüşüm şokunu atlatamayan Sulukule Mahallesi sakinlerinden biri, Özkan’ın ölümünü, kentsel dönüşümü ve Sulukule’nin geleceğini Türkiye’den Şiddet Hikayeleri’ne anlattı.
    Röportaj: Doğu Eroğlu

    Özkan Bitirmiş henüz bir buçuk yaşındayken babasını kaybetti. Tek çocuktu, annesi ona yıllarca baktı, büyüttü. 18 yaşına geldi. Hiç günahı yokken uyuşturucu satanların yanında oturduğu için suçlu olarak gösterildi. Suçu üstüne yıktılar yani. Aşağı yukarı 5 sene bir ceza yattı.

    Özkan’ın bu olayla karıştırılmasının özel bir sebebi var mıydı?

    Hiçbir günahı yoktu. Sadece uyuşturucu satanların yanında duruyordu diye cezalandırdılar. Ölümünden 5 ay önce cezaevinden çıktı. Cezaevinden çıktığı zaman mahalledeki evi yıkılmıştı zaten. Burada, mahallenin çeperinde annesine bir ev tuttuk…

    Özkan cezaevinden çıktıktan sonra ne işle uğraştı?

    5 aydan beri ne uyuşturucu, ne yasal olmayan bir iş yaptı. Çalışmaya başlamıştı; parfüm, saat, kazak falan satıyordu.

    Özkan’ın yaşamını yitirdiği gün neler yaşandı?

    Özkan Bitirmiş

    O gün de işten geliyor, annesine 30 lira gibi bir para veriyor. “Anne,” diyor, “kız arkadaşımı bir göreyim, yarım saat sonra gelirim.” Evden çıkıp mahalleye gidiyor, kız arkadaşıyla görüşüyor. Özkan kız arkadaşının yanına gittiği sırada, evi civarında iki grup arasında bir kavga yaşanmış. Mahallenin dışından gelen gençler dayak yeyip kaçmışlar. Sonra da silah bulup gelmişler. Orada ateş ediyorlar ortalığa. Gururlarına yediremiyorlar dayak yemeyi, gelip göz dağı vermek için ateş açıyorlar yani. Özkan da tam bu sırada evine dönüyor. Olaylardan hiç haberi yok, tamamen tesadüf eseri o sırada o noktada. Özkan sırtından vuruluyor, akciğerine saplanıyor kurşun. Atardamarı parçalanıyor. Olay bizim evin önünde olduğu için hastaneye de biz götürdük. Cuma günü 11:30’du vurulduğunda, 13:30 gibi de ölüm haberini aldık. Cenazesini kaldırdık. Annesi de şu anda hastanede tedavi görüyor. Vuranların biri yakalanmış. Emniyet diğerlerini de arıyormuş. Onlarla hasım bile değiliz. Ne o Özkan’ı tanır, ne Özkan onu; ateş ediyorlar, Özkan’a isabet ediyor. Ama Özkan Bitirmiş’in bitirilmesi bu tesadüften ibaret değil. Bu, aslında Türkiye Cumhuriyeti’ndeki politikaların yol açtığı olaylarla alakalı. Siyasetimiz yanlış. Bırakın mahallelerdeki kavgaları, bizi yönetenlerin mecliste ettiği kavgalara bakın. Politikamızın ne kadar yanlış olduğunu görüyoruz o örneklerde. Söylemde ilkin millet, sonra devlet, en son da hükümet gelir. Ama uygulamada bunun tam tersi oluyor.

    Bitirmiş Ailesi’nin yıkılan evi. Fotoğraf: Zafer Melek’in çektiği İstanbul Çıplak belgeselinden alınmıştır.

    Sulukule’de ve artık Neslişah Mahallesi’ne, Karagümrük’e taşan bu tip şiddet olaylarının ortaya çıkmasında en etkili sebep ne?

    Bizim bir mahallemiz vardı; şen şakrak, müzikli, danslı, yaşam dolu bir mahallemiz vardı. 5366 sayılı yasaya dayanarak bu mahalleyi yıktıkları için insanlar bu mahalleden kopup başka başka yerlere girmeye başladılar. Biz mahallemizden, kültürümüzden, tarihimizden, anamızdan-babamızdan her şekilde koparıldık. Bizi apartman dairelerine taşımak zorunda kaldılar. Apartman dairelerinde yaşayanlarla bizim yaşamımız çok ayrı. Mesela geceleri saat 4’e, 5’e kadar evlerimizde otururuz. Ama o apartmanda saat 6-7’de işe gidenler de var. O yüzden anlaşmazlıklar kaçınılmaz.

    Sulukule Mahallesi sakinlerinin kentsel dönüşüm sonrasındaki göç haritası. Görsel: Sulukule Atölyesi, Temmuz 2009

    Tabi ki bu toplumun dağılmasıyla, toplumumuzun ekonomisinin çöktüğünü bilenler, uyuşturucu satanlar mahalleye sirayet etti. Herhangi bir geliri olmayan kentsel dönüşüm mağdurları da bu işleri yapmak zorunda kalıyorlar. Ancak mahallemiz ekonomik olarak desteklenseydi, mahalleli de bu insanlarla teşvik-i mesaiye girmek zorunda kalmazdı.

    Mahallenin 2007′den önceki hali. Fotoğraf: International Network for Urban Research and Action arşivi

    Uyuşturucu kentsel dönüşümle birlikte yaygınlaştı mı?

    Uyuşturucu bizim eski ama eskimeyen bir olayımız. Uyuşturucu mahallelerde hep vardı, eski bir olay. Ama hiçbir zaman da eskimiyor, devamlılığını koruyor. O yüzden devletin buna el koyması gerekiyor. Bu illetin bu mahallelerden uzak tutulması için gerekiyorsa MOBESE kameralarının kurulması ,nokta polislerin yerleştirilmesi lazım. Trafiğin engellenmesi gerekiyor.

    Uyuşturucu meselesi, kentsel dönüşümle karşı karşıya gelen pek çok mahallede gündeme geliyor. Yetkililer, “Biz bunu yapıyoruz ama burada uyuşturucu var, haberiniz olsun” diyorlar. Toplumcu olmayan kentsel dönüşüm uyuşturucu üzerinden mi meşrulaştırılıyor?

    Yıkımdan bir görüntü. Fotoğraf: Ntvmsnbc.com arşivi

    İnsanlara bir şeyler yapacaksanız onların kötü, olumsuz yanlarını ararsınız. Demin de söyledim ya, bizim uyuşturucu eski ama eskimeyen bir sorunumuz. Ama yalnızca bizim sorunumuz da değil. Bunu inkar etmiyoruz, uyuşturucunun bitirilmesi gerekli. Kentsel dönüşüme de hayır demiyoruz, olması gerekir. Ama kentsel dönüşüm veya uyuşturucunun bitirilmesi demek, bizim toplumumuzun dağıtılması demek değildir. Pire için yorganı yakmaz insan. O yüzden toplumun tamamıyla araştırılması ve gözlem altında tutulması gerekiyor. Gerçekten niyet uyuşturucuyu bitirmekse bunları yapsınlar. Ama bu “kentsel dönüşüm” aslında “rantsal dönüşüm” olduğu için bunlar yaşandı. Uyuşturucunun bitirilmesinin çözümü mahallenin yıkılması mıydı? Aha, yıktılar, yine uyuşturucu devam ediyor. Çözümü biz ürettik: Mahalleyi denetle, uyuşturucu trafiğini engelle. Biz mahalleli olarak buna tamam diyoruz, yardım etmeye de gönüllüyüz. Bir yandan da uyuşturucu satan kardeşlerimize de bir şey diyemiyorum çünkü maddi imkansızlıklar yüzünden bu yola girdiklerini biliyorum. Gelirleri yok.

    Plan şuydu; bu mahallede hak sahibi olanları ve kiracıları 45 km uzaklıkta TOKİ’nin Taşoluk’ta inşa ettiği apartmanlara yerleştireceklerdi. Ama orada da herhangi bir yaşam, gelir kaynağı yoktu. Planın bu aşamadan sonrası düşünülmedi mi?

    Oraya giden 337 ailenin 330’u geri döndü. Sadece 7 aile kaldı orada. Mahallelinin çoğu şimdi Karagümrük civarında yaşıyor. Oralar bizim yaşam alanımız değil, o yüzden geri döndüler. Orada rahat yaşasalar niye dönsünler? Bunun çözüm olmadığını biz en başından beri söyledik.

    Mahalledeki uyuşturucu trafiğini ortadan kaldırmak için sizi yaşamın olmadığı bir yere gönderdiler. Mahalleli orada yaşamakta inat etseydi benzer sorunlar orada da ortaya çıkmayacak mıydı?

    Elbette. Orada bir geçim kaynağı yok ki! Oraya gidenler nasıl yaşayacaktı? Asıl istedikleri uyuşturucuyu bitirmek değil, bizim yaşadığımız yerleri elimizden almaktı. Kentsel dönüşüm bugün Türkiye’nin pek çok yerinde deprem riski gerekçesiyle uygulanıyor. Kentsel dönüşümde evlerin değişmesi, çevrenin değişmesi değil, orada yaşayan halkın durumunu daha iyi hale getirmektir aslında. Ancak işin içine çıkar girdiğinde idealler arka plana atılıyor. Siyaset çıkar için yapılır hale geldiğinde yanlış yollara sapıyor.

    Mahallede yapılan yeni konutlar. Fotoğraf: sulukulegonulleri.blogspot.com

    İlk provayı 2006’dan itibaren burada yaptılar. Pilot bölge olarak buranın seçilmesi kasıtlı mıydı?

    “Ses çıkaramazlar” dediler, “bir şey olmaz” dediler ama biz çok ses çıkardık. Toplumun en zayıf halkası olarak gördüler, “kimse onlara sahip çıkmaz” dediler ama çok ses çıktı. Bunu tüm dünya duydu. Çünkü Sulukule tarihiyle anılan bir yerdir.

    Mahalleli yeniden eski yaşam alanının çevresine toplandı. Bir yandan da sizin Bostan diye tabir ettiğiniz, mahallenin düğün, eğlence, toplantı gibi toplumsal olaylarına ev sahipliği yapan alanda artık lüks konutlar yükseliyor. Bundan sonra mahalleli ne yapacak?

    Sulukuleliler yıkıntıların arasında

    Her zaman söylüyorum; Sulukule Sulukuleliler’indir ve her zaman Sulukuleliler’in olacaktır.  Bizle yaşamak isteyenler bizim baş tacımızdır, onlarla hiçbir sorunumuz olamaz. Ama oraya gelecek olanlar günün birinde bizi istemezlerse neler olur bilemem. Burada olanları devletimiz bize yaptığı için biz sakin durduk. Çünkü bu devlet bizim devletimiz. Vurdu-kırdıyla hiçbir şey yapmadık, kanunun bize gösterdiği yolları izledik mücadelemiz boyunca. Buraya gelecekler bizi istememezlik yapamazlar; biz onları istersek isteriz, istemezsek istemeyiz. Canları bizle yaşamak istemeyen toplar eşyasını köyüne döner. Bizim gidecek köyümüz yok. Bizim her şeyimiz Sulukule. Bizim soyumuz burada bin yıldan beri yaşıyor. Yanlış politika izleniyor burada. Buradaki insanların durumlarını düzeltebilirdi devlet. Kadınlar ve çocuklar için atölyeler kurulabilirdi, sanat okulları açılabilirdi. Evler restore edilebilirdi. Deprem riski yoktu ki bizim mahallemizde! Bizim evlerimiz iki katlı, bilemedin üç katlı. Bir deprem olsa iki-üç kiremit düşer. O residanslardakiler nasıl kurtulacak?

    Hükümet samimi olarak bu toplumda sorun olarak tespit ettiği noktaların üzerine gitseydi durum farklı mı olurdu?

    Keşke sorun olarak tespit ettiklerini gelip bizlerle görüşseydi. O zaman burası dünyanın en sosyal projesi olurdu. Hiçbir şekilde bizim taleplerimizi almadılar. Ama biz tek değiliz, bizim gibi kentsel dönüşüm mağduru olan mahallelerle de görüşüyoruz. Her gittiğimiz yere birlik ve beraberlik içinde olmalarını öğütlüyoruz.

    Kentsel dönüşüm ve beraberinde gelen şiddet noktasında hükümetin pozisyonunu, rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Devlet bu konuda çok eksik kaldı. Dertleri uyuşturucuysa gelsinler, trafiği engellesinler. Biz de yardımcı olacağımızı söylüyoruz zaten. Çok fazla bir şey istemiyoruz. Özkan Bitirmiş  gibi başkaları da bitirilmesin istiyoruz.