“Sınavda sorular koklayarak okunur mu?”

Fotoğraf: Doğu Eroğlu

Fotoğraf: Doğu Eroğlu

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda (YGS) eğitimsiz personel ve farklı engelli tiplerinin tanınmaması yüzünden soruların yarısını bile okuyamayan görme ve işitme engelli Murat Kefeli, Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) önündeki protesto eyleminin beşinci gününde. Murat Kefeli, ÖSYM ve YÖK’e karşı verdiği hukuk mücadelesini ve engellileri merkezi sınavlarda eşitsiz koşullarda rekabete zorlayan uygulamaları Türkiye’den Şiddet Hikayeleri’ne anlattı.
Röportaj: Doğu Eroğlu

ÖSYM başkanlığı farklı engelli tiplerine farklı çözümler uygulamıyor. ÖSYM’ye göre tek bir engelli tipi var. “Her tür engellinin sınavda tek ihtiyacı işaretleyici veya okuyucu personeldir; engellilerin bunun dışında bir ihtiyacı olamaz” diye düşünüyorlar. Aslında onlar da iyi niyetli ancak süreç çok yavaş işliyor, her yıl pek çok kişi mağdur oluyor. Spastik özürlü, ortopedik engelli, görme engelli veya hem görme hem de işitme engelli kişiler için sağlanan tek olanak sınava işaretleyici veya okuyucu personelle girebilme imkânı. Ancak ÖSYM farklı tipteki engellilerin farklı çözümlere ihtiyaç duyduğunu bilmiyor. Engelli tiplerini tanımadıkları için farklı çözümler de sunmuyorlar elbette.

Bu sıkıntı sebebiyle ÖSYM’ye karşı yürüttüğünüz hak arama mücadelesi nasıl başladı?

Aslında bir şakayla başladı; “Üniversite sınavına girsem acaba soruları koklayarak okuyabilir miyim?” dedim. YGS’ye ilk girişimde bilgisayar verilmemesi sebebiyle, diğer engellilerin benzer sorunlarından da haberdar olmuş oldum ve hemen mahkemeye başvurdum. Zaten mahkemeye başvurduktan sonra süreç kendi kendine ilerlemeye başladı. Ben yalnızca bürokratik süreci takip ederek sınava girmeye devam ettim.

ÖSYM, örneğin görme engelliler için sınav sorularını Braille alfabesinde basılmış halde sunmuyor mu?
Kefeli'nin ve pek çok görme engelli adayın cevaplayamadığı YGS 2013 Türkçe sorusu.

Kefeli’nin ve pek çok görme engelli adayın cevaplayamadığı YGS 2013 Türkçe sorusu.

Nasıl girerseniz girin, engeliniz ne olursa olsun, ya işaretleyici personel, ya da hem işaretleyici hem okuyucu personel veriyorlar. Sınav kılavuzunda da sadece iki seçenek var: Birinci seçenek, “engelli arabası kullanıyorum” ikincisi ise, “okuyucu ve işaretleyici personel istiyorum.” Bunların dışında bir seçeneğiniz yok. Ama yaşanan sorunlar çok farklı. Engelli tiplerinin tanınması dışında en önemli sorunumuz, soru okutmanlarının eğitimsizliği. ÖSYM’nin sınavlarda görevlendirdiği soru okuyucu ve işaretleyici personele hiçbir eğitim verilmiyor. Haliyle, sınava katılan personel, bir görme engelliye soruların nasıl okunacağını, altı çizili alanların nasıl ifade edileceğini, numaralandırılmış cümlelerin nasıl belirtileceğini bilmediği için soru kâğıdında yazanları bize aktaramıyor. Son girdiğim YGS’de Türkçe bölümünde, “Altı çizili kelimelerden hangisi yanlış yazılmıştır?” diye bir soru vardı ve seçenekler arasında “yok oluş” kelimesi de yer alıyordu. Bu sene sınava giren onlarca görme engelli, okuyucu personelin kelimeyi yanlış aktarması sebebiyle o soruyu yanlış yanıtlandırdı. Bana soruları okuyan kişi de, “yok oluş” kelimesini bitişik, yani “yokoluş” şeklinde okudu. Hâlbuki soruda kelime ayrı yazılıymış…

ÖSYM’nin size sunduğu çözüm neydi?

Tüm engellilere yaptıkları gibi, bana önerdikleri de okuyucu ve işaretleyici personel oldu. Personelin eğitimsizliği oldukça büyük bir sorun olsa da, bu çözüm yalnızca görme engelli olan adaylar için belli ölçüde işe yarayabilir. Ancak benim işitme engelim de olduğu için ÖSYM’nin bu önerisi bana uymuyor. Dolayısıyla diğer adaylarla eşit şartlarda sınava girebilmem için sınav sırasında bilgisayar kullanmamdan başka çare yok. Ya sorular tek tek elime yazılacak ya da sorular bilgisayara aktarılacak. 2010’da ilk defa YGS’ye girdiğimde, soruların çok azının elime yazılabilmesi sonrasında ÖSYM ve YÖK’e dava açtım. Mahkeme, ÖSYM ve YÖK’ün sınav hizmetlerinde bana karşı kusurlu davrandıklarına karar verdi. Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra, 2013 yılında tekrar sınava girmek için başvuruda bulundum. Kurumla yaptığımız yazışmalardan sonra, sınav sırasında bilgisayar kullanmama izin verildi ancak sınava iki gün kala bu kararlarından sınav güvenliğini gerekçe göstererek vazgeçtiler. ÖSYM’ye, diğer adayların sınavları bitene kadar bir odada izole edilip daha sonra sınava alınmak gibi, aslında kabul edilmeyecek bir teklifte dahi bulundum. Bu sefer de soruların yanıtlarının taşınması konusunda sorun olacağı için kabul etmediler. Sınava yine okuyucu personelle girmek zorunda kaldım. Ancak okuyucu personel soruları harf harf, kelime kelime elime yazmak zorunda kaldığı için ancak 22 soru okunabildi. 22 sorunun tamamını doğru yapmış olsaydım bile ikinci aşamaya geçebilmemi sağlayacak bir puan alamayacaktım. Dolayısıyla şu anda ikinci sınava girme hakkım yok.

Görme engelli veya hem görme hem de işitme engelli adaylar bu koşullarda kaç soru cevaplayabilirler?

Verilen ek süre, sınav işleyişi bizim kontrolümüzde olmadığı için çok anlamlı olmuyor. Okuyucu personelin konuşması yavaşsa ya da kelimeleri yanlış okuyorsa, matematik sorularında bilgisi yetersizse, aday fazladan vakit kaybediyor. YGS’ye son girişimde sınavın ilk 20 dakikasında okuyucu personele el alfabesini öğretmek zorunda kaldım. Daha sonraki 40 dakikalık süre de, el alfabesine alışma süresi gibi oldu onun için. Benzer sorunlar görme engelliler için de geçerli. Adam matematik terimlerini ifade edemiyor, biyoloji sorusunu okuyamıyor. Dalgınlıktan tarih sorularındaki “Mondros” kelimesini “Montrö”yle karıştırıyor. Türkçe’de uzun paragraf soruları oluyor; okutmanın soru okuma tekniğini bilmemesi, sorunun iki, belki üç defa yeniden okunmasını gerektiriyor. Çok büyük bir zaman israfı oluşuyor. Koşullar böyle olunca, ek sürenin bir anlamı kalmıyor anlayacağınız.

Hem görme hem de işitme engelliler, BRAZSL alfabesinin bir başka versiyonu olan "deafblind alfabesini" kullanıyorlar. Bu alfabede sembol ve karakterler kişinin eline dokunarak ifade ediliyor.

Hem görme hem de işitme engelliler, BRAZSL alfabesinin bir başka versiyonu olan “deafblind alfabesini” kullanıyorlar. Bu alfabede sembol ve karakterler kişinin eline dokunarak ifade ediliyor.

Bu koşullarda engelli adayların, engelli olmayanlarla rekabet edebilmesi mümkün mü?

Elbette rekabet ediyorlar. Engelliler yaşanan birçok soruna rağmen inatla sınavda başarılı oluyorlar. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde, ODTÜ’de, İTÜ’de, Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan görme engelliler de var. Sorun engelli olmaktan değil, sınav usullerinden kaynaklanıyor. ÖSYM’nin sınavlarında iş biraz da şansa bakıyor; deneyimli bir okutmana denk gelirseniz daha fazla çözebilirsiniz ama karşınıza deneyimsiz biri çıkarsa yanlış yapma şansınız çok artar.

Mahkeme kararıyla birlikte size yapılan ayrımcılık belgelendi. Bilgisayar verilmesini ise ÖSYM önce kabul etti, sonra da bu kararından vazgeçti. Bundan sonra nasıl hareket edeceksiniz?

6 Mayıs Pazartesi’den 10 Mayıs Cuma’ya dek her gün 12:15 – 17:45 arasında, Ankara’daki ÖSYM binasının önünde bekleyerek okuyucu personelin eğitilmesi ve engelli tiplerinin tanınması konusundaki taleplerimi dile getireceğim. Eylemden sonra ise, bu seneki sınavda da ayrımcılığa uğradığım için yeniden dava açacağım. İdari yargıdan pek bir sonuç alınamıyor; kaç defa sınava girip aynı şeyleri yaşarsam yaşayayım, mahkemeden bana bilgisayar verilmesine ilişkin bir karar çıkartma imkânımız yok. Davanın kapsamını genişletip bütün sınav kılavuzunun iptal edilmesini arzu etmiyorum çünkü bu yöndeki bir karar tüm sınav işleyişini çıkmaza sokar. Yapıcı bir tavır içinde olmak istiyoruz. Yine de tekrar mahkemeye başvuracağım ve mahkeme beni yeniden haklı bulacak. Uğradığım ayrımcılığın tescillenmesi için gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de başvuracağım.

Eyleminiz boyunca neler yaşadınız? ÖSYM’den olumlu bir yanıt alabildiniz mi?

Eylem boyunca ÖSYM’deki güvenlikler ve diğer çalışanlar bana karşı çok kibar davrandılar ve hiçbir olumsuz davranışla karşılaşmadım. Ben de eylemimi sessiz bir şekilde sürdürdüm. Sınav Hizmetleri Daire Başkanı Yasin Bulduklu ile görüştük. Kendisi meseleye oldukça iyimser ve yapıcı bir tavırla yaklaştı. İkinci aşamadan, yani Lisans Yerleştirme Sınavı’ndan önce ÖSYM’nin bir adım atacağını ve okutmanların eğitimi için hızlı bir çözüm oluşturacağını umuyorum. Kendileri de bu yönde önlem alacaklarını ifade ediyorlar. Tüm kontrolün ÖSYM’nin elinde olmadığının da farkındayım ancak sorunların aşılması için biraz daha hızlı hareket edilmesi, daha fazla çaba sarf edilmesi gerekiyor.

Yüzde 90'a yakın görme kaybı bulunan Kefeli, bilgisayar yardımıyla soruları görebiliyor.

Yüzde 90′a yakın görme kaybı bulunan Kefeli, bilgisayar yardımıyla soruları görebiliyor.

ÖSYM’nin, yarattığı mağduriyetleri ortadan kaldırması için ne yönde adımlar atması gerekiyor?

İlk olarak farklı engelli tiplerinin tanınması lazım. Sınav kılavuzunda nasıl ki şehir seçimi için kodlar varsa, engel tipleri de detaylıca belirtilmeli ve farklı kodları olmalı. Görme engelli, işitme engelli, fiziksel sakat, ortopedik engelli gibi seçenekler olması lazım. Bu seçenekler olduğu takdirde, farklı engeller için ÖSYM de farklı çözümler ortaya koyabilir. Bu şekilde bir düzenleme hem benim, hem diğer görme engellilerin, hem de fiziksel engellilerin işine yarayacaktır. ÖSYM engellileri farklı farklı değerlendirdiği vakit, ihtiyaçlarımızın da farklı olduğunu görecek.

İkinci konu da personelin eğitilmesi elbette… LYS öncesinde soru okutmanlarına belki bir sertifika verilemeyebilir ama oluşturulacak bir kılavuzla personelin olası sorunlar hakkında fikir sahibi olması sağlanabilir. Aynı eğitimin yalnızca üniversite giriş sınavı için değil, KPSS ve diğer sınavlar için de verilmesi gerekiyor.

Engelli hakları için çalışan demokratik kitle örgütlerinin bu soruna yaklaşımı nasıl?

Engelli derneklerinin pek çoğu bu eylemi yapacağımdan haberdarlardı ve sözlü olarak desteklerini ilettiler. Bireysel bir çıkış yapmamın sebebi, diğer engellilere uygulanandan farklı bir muamele görmem. Çözümsüzlük bana bir çözüm olarak sunuldu. Bunu kabul etmediğimi, hiçbir zaman da kabul etmeyeceğimi ÖSYM’ye göstermek istedim. Ne sınava o şekilde girmeyi, ne de ikinci sınıf insan muamelesi görmeyi kabul etmiyorum. Bugün yaşadığım sorunların benzerlerini yaşayan pek çok engelli vatandaş gelecekte yeniden ayrımcılığa uğramasınlar diye buradayım.